19 Ekim 2009 Pazartesi

Yalnızlığa Alışmalı

Bavulları hep toplu durmalı insanın..
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı..
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli..
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı..
Yalnızlığa alışmalı..

Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti Dayanışma günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık..
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı
Terörün bile bireyselleştiği çağdayızZaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır


İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa..
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı

Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına..
"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne
Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli, "belki de hiçbir zaman olmayacak"

Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır
Haklılığın onuru yaşatır insanı Susmanın utancı öldürür
O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan

Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan

Yollarla barışmalı
Yalnızlığa alışmalı

12 Ekim 2009 Pazartesi

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?


Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?


Victor Hugo

22 Mayıs 2009 Cuma

Neden..

Zaman geçiyor ve bizler çok değişiyoruz. Eskiyle kıyaslamayacağım çünkü o zaman da vardı bu tür şeyler. İnsanoğlu her daim sıkılgan bi yapıda (her nedense ). Bu bizim milletimizle de sınırlandırılamaz her yerde böyle.
Bir doyumsuzluk hakim haepimizde.. Tatminsizlik ya da hiç bir şeyden memnun olmuyoruz.. Elimize geçen ilk güzel fırsatta çılgınlar gibi seviniyor ama iki gün sonra ondan da vazgeçiyoruz.
Ya bunlara hiç sahip olmasaydık paraya, mala mülke, kariyere hatta sevgiye o zaman ne yapacaktık?
Daha kötüsü de var ya nefese, güneşe, yemeğe sahip olmasydık?
Daha kötüsü mü ? var tabii.. Ya elimize, kolumuza, ağzımıza, gözümüze sahip olmasydık. Hep başkalarına muhtaç yaşasaydık..
...
Boşluk değil mi? düşününce akla, duyunca kulağa dalice gelen sözler fakat acı gerçekler..
O zaman neyi bekliyoruz.
Neden her şeyi boş yaşıyoruz zamanı boşa geçiriyoruz. Neden sahip olduklarımızla mutlu olamıyor asla sahip olamayacaklarımızı düşünüp hayal kırıklığına uğrayınca kendimiz parçalıyoruz.
Neden bir türlü doymak bilmeyen nefsimize söz geçiremiyoruz..
Galiba yine iş bizde bitiyor. 
Aslında her şeyin bittiği yerde yine yalnız kalacak bizde..

31 Mart 2009 Salı

Yorgunum,yoğunum bu günlerde.
Bahar bi türlü gelmek bilmedi  memlekete. üstüne üstlük vizelerdi ödevlerdi projelerdi hiç nefes almaya vaktim yok ama yinede yazıp rahatlamak istedim..
malum kış mevsiminin verdiği bi asabiyetlik ve hırçınlık benden bi türlü gitmek bilmedi efendim.kimsenin suçu yok tabii daha bu tarz saçma şeyleri yok sayacak kadar büyümedim.
ben büyümedimi kabul ediyorum ama herkes kendini bi büyük görmeye başlamış onu gördüm.
Birilerinde gördüm, herkeste gördüm, kendim de gördüm..
kimseye değer vermez kimseleri öenmsemez hale gelmişiz.
insanları insan oldukları için değil memleketi, siyasi görüşü vs. bize yakın olduğu içim sıralar olmuşuz.Kimsenin haberi yokken onları etiketlemişiz. Sen şusun ben buyum demişiz. Hatta ileri gidip siz ve biz olmuşuz.
Sizden bir ölünce iyiki demişiz. Bizden biri ölünce hepimiz öldük demişiz.
Ölümün her türlüsü ölüm olamaktan çok kim ölmüş olmuş..
Olan kime diyorsak sanırım bu sefer gidene değilde kalana olmuş..
Binlerce sesler kısılmış, insanlar çabalamış, gidilebilecek en uzun yola kendini hazırlayanlar muamma..
Aslında bende muammayım bu durumda. Sen ben o muamma..
Şu konuya girmeyim dedim tutamadım kendimi.
Kıssadan hisse: 
Garibim bu günlerde garibiz, garibanız..

16 Mart 2009 Pazartesi

Haykırış

   Bekledim bekledim ve sanırım hep bekleyeceğim..
   Ptt'de bekle.. Neden?? kaç gündür bozuk bilgisayarı yapmaya gelen olmamışmış.. Tanıdık olunca hemen ön sıradan yaptırırsın işin tabii.
   Hastane'de bekle doktor hanım keyfi yetince  gelir çünkü.. Çünkü neden orası devlet hastanesi öyle sen isteyince değil bürakrasi isteyince işler yürür.. İstemiyosan aldığın üç kuruş maaşla karnını doyurmak yerine git özel hastanede devlette ulaşamadığın doktora orda muayene ol.. 
   Bankamatikte bekle.. Zaten her ayın 7sinde yatan bi paran var onu da herkes aynı gün alır çünkü..Ve bütün borçlar o gün için alınmıştır.. Bekle bekle aldığın para nasıl olsa elinde fazla kalmayacak..
   Ha bu arada yemekhanede beklemeyi unutma. Sen öğrencisin en son senin yemen gerek. Hatta mümkünse yemeden de dursan iyi olur. Çok masraf yapıyosun..
  Okula git. Derste konuşmak için bekle ve mümkünse gülme. Sessizce otur. Hocaların vaktini çalma.Kolay mı? Yüce gönüllü devlet senin için yılda. 14.000 Dolar masraf yapıyo. Neden dersin? Sen hiç bişeyi sorgulama konuşma sadece dinle vizeden bir gece önce sabaha kadar çalış ve dersini ver diye. Başka türlüsüne ne sistem izin verir ne hocaların ne de hazıra ve standarda alışmış beynin..
  Bekle sen bekle uynacaksın birgün ..
  Eskiden Türk,Övün,Çalış, Güven..
  Artık Türk, Yat, Dinlen ve Övün oldu.. 
  Korkarım artık o sondaki Övün Dövün olmak üzere..  

12 Şubat 2009 Perşembe

Sevdiğim Şey..

115
Sana önceden yazdığım dizeler yalan söylüyordu;
Seni bundan daha çok sevemem diyenler hani;
Ama o zamanlar aklım bir türlü almıyordu,
İçimdeki alevin daha da parlak yanabileceğini.
Oysa zaman, kralların fermanını bile değiştirir,
Yeminler arasına girer, milyonlarca oyunuyla,
Kutsal güzelliği karartır, sivri niyetleri köreltir;
Nice dik başları değişimin çarkına uydurur sonunda;
Heyhat! Ben de zaman denen zorbanın korkusuyla,
'En çok şimdi seviyorum seni,' diyemez miyim;
Aşkımdan kuşku duymadığım, en emin olduğumda,
Geleceği unutup, o güne taç giydiremez miyim.
Aşk bir bebek olduğuna göre,
hayır, bunu diyemem,
Büyümesini sürdüren şeyi,
büyümüş gibi göremem.
William Shakespeare

6 Şubat 2009 Cuma

Google Earth 5.0 çıktı..

Google Earth'ın yeni sürümünün çıktığını gördüm ve hemen indirdim. 
İndirir indirmez ilk işim şu anda çalışıyo olduğum binaya bakmak oldu :) sonra da memleketime.. vakit buldukça Paris; Viyana dolaşmayı düşünüyorum. 
Yeni Google Earth  boyutlu animasyon görüntü teknolojisi sayesinde dünyanın her yerini izleme olanağı sağlıyor.
Bir yerleşim biriminin zamanla değişimini merak ediyosanız Google Earth onu da halletmiş.Malum küresel ısınma başka insanoğlu olmak üzere pek çok canlıyı ve yeryüzünü değiştirdi bu durum düşünüldüğünde Google Earth'ün getirdiklerini kutlamak gerek!
Google Earth'le ne zamandır çıkmayı düşündüğünüz dünya ya da Türkiye turuna hazır olun! Yaptığınız turu kaydedin ve yeni turlara çıkın..
Oturduğunuz yerden bi Ay'a çıkın bi okyanusa inip Titanic'in kalıntıları ne alemde ona bakın :)
Bu arada aman ha dikkat edin  kaybolmayın :))

Ee hadi burdan da indirin bari..